Sinema Tahliye Çok Acil!

Sinemayla kısıtlamamak lazım aslında yazacaklarımı. Belki konser, tiyatro, sahnede canlı performans olan etkinlikler için daha kritik.

Nereye yetişiyorsunuz?

Bu derece acelesi olan insanların sinema, tiyatyro, konsere gitmeleri şart mı? Değil. Dersin bitimine iki dakika kala fermuar senfonisi başlar sınıflarda, defterler kapanır, kalem uçları yerine sokulur, fermuarlar açılır… Hoca, bozulduğunu belli etmemeye çabalar. Ders bitimiyle beraber herkes kapıya sıkışır. Sadece okullarda değil, biraz büyüyüp iş-güç sahibi olunca iş bitim saatinen yaklaştıkça avuç içleri terler, yanaklar pembeleşir, çantadan çıkmış ne varsa yerine döner, çekmeceler kapatılır, ışıklar söndürülür. 17.00’de biten mesai 17’de servislerin harekete geçmesine dönüşür…

Toplumsal bir acelecilik mi yoksa insanın doğasında mı var? Ders anlatan hocanın düştüğü durumdan çok farklı olmasa da kültür-sanat etkinliklerinde durumun biraz daha farklı olması bekleniyor. En azından eskiden öyleydi. Sinemanın sonunda yazılar akıp duruyor, saçmalık! Niye yazıyorlar bunca ismi, bazı sinemalarda da inatla ışıkları açmıyorlar insanlar biribirine çarpıp duruyor. 120 dakika bir film seyredip 3 dakika emeği geçenleri seyretmeye tahammülü yok kimsenin. Hatta sıra başı gibi stratejik bir noktadaysanız ve izlemeye niyet ettiyseniz her ayağınıza basan pis bakışlar atıyor size. İzleyecen de ne olacak? Bitti film bitti! Sen izle, sonra bana anlatırsın.

Bazı sinema salonları göstermeyi tercih etmiyor, “film” biter bitmez hoop açılıyor ışıklar, millet yolunu bulsun, hatta çat kesiyor : beyaz perde! Artık herkes İsviçre çakısı kadar donanımlı. Cep telefonunun mucidi Cellksh van Ericcsson sayesinde herkes ışığıyla geziyor, parlak bir gelecek bizi bekliyor. Açılmazsa ışıklar sorun yok, eller cepte, etraf ışıl ışıl. Edison’a ihtiyaç kalmadı..

Film biter bitmez ayağa kalkabiliyorsanız ya film başarısızdır ya da siz birşey anlamamışsınızdır! Zihnin yerine oturmazı, gerçek dünyaya geri dönmek için 2-3 dakikaya ihtiyaç var. Kahveyi koklamadan içmek! Tatlyı ağzınızda gezdirmeden yutmak. Sinemada zarar görecek birkaç kıl-tüy seyirci, konserde, tiyatroda ise sahnedekiler için sinir bozucu bir durum.

Aylarca çalışılmış bir eser, 2 saattir en iyi sekilde sergilemek için harcanan enerji, bir anda kaybolan seyirciler. Ayakta alkışlamanın anlamı tamamen değişmiş durumda. Saygıdan, sanatçıyı yüceltmek için değil artık, bir an önce salonu terk etmek için. Ayakta, yolda, kapıya en yakın noktada alkışlamak en makbulü. Aman, dikkat gecikebiliriz.

Bu kadar aceleye gerek yok, 2 dakikanızı rica edebilir miyim, lütfen?

GaK GuK‘ta

This entry was posted in Genel, Yazma'lar. Bookmark the permalink.

Comments are closed.