
Frida Kahlo
Gelman Koleksiyonu’nda yer alan Frida Kahlo ve Diego Rivera eserlerinin bir kısmı İstanbul’da. Sergi açılalı epey uzun bir zaman oldu ama ancak gidebildim. 20 Mart 2011’e kadar ziyaret etmek mümkün sergiyi. Pera Müzesi Tepebaşı’nda Meşrutiyet caddesi üzerinde numara 65. Son derece şık bir web sitesine sahip (http://www.peramuzesi.org.tr/). Web sitesinin aksine son derece başarısız bir de blogu var (http://peramuzesi.wordpress.com/). Sergi ve Pera Müzesi ile ilgili ayrıntılı bilgi koordinatları bu kadar.
Sergi’yi 19 Şubat Cumartesi günü gezdim. Daha önce Pera Müzesi’ni hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Frida & Diego Sergisi dışında Çarlık Rusyası’ndan Sahneler Sergisi’ne de ev sahipliği yapan müzenin konuklarının öncelikli tercihi 3. Kat Frida! Kapıda herkesi arayıp içeri girmeye izin veriyorlar, kapının dışına taşan bir kalabalık mevcut. Güvenlik çemberini aştıktan sonra bilet almak için önümde 15 kişi vardı. Bilet fiyatları oldukça uygun (Tam 10TL, İndirimli 5TL, gruplara özel indirim var, gezerken eser açıklamalarını dinlemek isterseniz 4TL daha vermeniz yeterli). Bilet edinildikten sonra bir kuyruk daha olduğunu fark ettim. Ne bekliyor bu insanlar? Asansör! Sergilere hakkını vermek istiyorsanız 5. Kattaki Çarlık Rusyası’ndan Sahneler’le başlayabilirsiniz, ancak merdivenle 5. Kata çıkmak istemeyen çoğunluk asansör kuyruğunda sıralanmış. Dar, döner merdivenlerden çıkınca ter-kan durumu ortaya çıkıyor ama olsun…
Rusya’nın durumu içler acısı imiş. Gerçekçilikte son yağlı boya, eserlere biraz uzaktan bakınca fotoğraf mı resim mi ayırmak oldukça güç. Serginin tam adı: Çarlık Rusyası’ndan Sahneler: Rus Devlet Müzesi Koleksiyonu’ndan 19. Yüzyıl Rus Klasikleri. Sergideki eserler İstanbul’u ilk defa ziyaret ediyormuş. Belirli bir döneme ait eserleri anlamayı kolaylaştıracak tarihi bilgiler son derece kısıtlıydı. En dar duvara ne zaman ne oldu şeklinde bilgiler yapıştırılmış ancak daha iyi kurgulanabilirdi sergi.
Herkesin fotoğrafçı olduğu bir zaman da sergideki tüm eserlerin fotoğraflarının çekilmesine şaşmamak lazım. Ama şaşmadan edemiyor insan. Bu koleksiyona ilgi çok fazla değildi, 3. kata kadar tükeniyor nefesler tahminimce, ancak gelenlerin yarısından fazlasının elinde dijital kameralar her resmin fotoğrafını çekiyorlar. Ayrıntı çeken birileri vardı ama çoğunluk genel hatlarıyla sergiyi fotoğraflıyor. Artık her sergide bu fotoğraf çılgınlığı olduğuna göre kapıda usb sticklere eserlerin kaliteli fotoğraflarını indirebileceğimiz bir düzenek olsa daha rahat edebiliriz. Sadece fotoğraf çekmeye gelenler zemin katında işlerini bitirler böylece.
Bizim çocuk çok akıllı. Artık herkesin çocuğu dahi doğuyor. Yaptığı yorumlar düşünülüyor, bu çocuk büyük adam olacak. Çocuklara kötü davranıp, laflarını önemsememek ya da uzman ilan edip ne dese sakalları sıvazlamak. Ortası yok mu bunun? Yok. En azından bazı kesimler için yok. Sergilere herkes çocuğunu getirsin, beraber gezsinler, havasını koklasın. Biraz da çocuğu rahat bırakmak lazım. Cumartesi olduğundan ötürü dünya kadar çocuk vardı aileleriyle, o kadar zorluyor ki bazı aileler çocuklarını yorum yapsınlar diye. Gelen yorumlara da koşulsuz bir şekilde önem veriyorlar, hmm!
Bir çocuk grubunun yaptıklarını paylaşayım. Bir öğretmencik, 10-15 7-8 yaşlarında çocuk. Frida salonuna bir bale eseri sahnelercesine girdiler. İlk bulunan köşede bağdaş kurup oturdular. Öğretmencik, tatlı dilli, çocuklarla ilgilenmekten hoşlanıyor, eserleri, Frida’yı anlatıyor. Bu grubun etrafı, çoğunlukla sarışınlaştırılmış, şık, elleri kameralı kadınlarla dolu. İlk bakışta sergiyi gezmeye gelen ziyaretçiler olarak görünen hanımların yüzlerindeki gülümseme ve eserlere yöneltmeleri gereken bakışlarını çocuklara yöneltmeleri etten duvarın bir anne grubu olduğunu gösterdi. Anneler, çocuklarını dikizliyorlar. Ne dedi, benim çocuğum biraz suskun galiba, şu mavi gözlü çok akıllı kimin acaba… Bir yandan da hiç durmadan fotoğraf çekiyorlar, 18 yapına gelince bu fotoğrafı ona göstereceğim, sen Frida’yı İstanbul’da görmüştün çocum! Eserler, sergi, etrafla hiç ilgilenmeden bu şekilde dikiliyorlar…
Çocuklar, son derece çocuk, yaşlarının gereği davranıyorlar. Parmak kaldırmadan söze giriyorlar, istedikleri yorumları çekinmeden yapıyorlar, henüz acaba ne der korkusu gelişmemiş… Öğretmenim başladı anlatmaya, kimin sergisindeyiz? Gelen cevapların Frida’yla alakası yok ama öğretmen çok yaklaştınız diyor. Bu arada soruyu bilmenin ödülü öğretmenden öpücük! Annelerin bakışları arasında çocukların cevaplarını beğenerek kendisi söylemek zorunda kaldı: Frida. Kimdir, anlattıktan sonra, ilk resim olan otoportresini gösterdi: – Bakın, bu resimde Frida kendi resmini çizmiş, böyle resimlere ne diyorduk? Kimse otoportre diyemedi ama bir sürü beğenilen cevap geldi. İkinci soru: Neymiş çocuklar otoportre? Her soruya cevap veren, yüksek sesle konuşmayı seven bir oğlan, kadınların bıyıklı çizilmesi cevabını verdi. Anneler bayıldılar yumurcağa, öğretmen ne diyeceğini bilemedi. Çocuk haklıydı…
Köşede bu grubu bırakarak sergiyi gezmeye devam ettim. Eserler Gelman Koleksiyonu’ndan getirilmiş, bu eserler de Türkiye’te ilk defa gelmiş, filmini izleyip sanatçıyı merak edenler için, yakından eserleri görme fırsatı bir daha kolay kolay elde edilemez. Sergide Frida’nın, Diego’nun eserlerinden örnekler, Frida’nın poz verdiği fotoğraflar mevcut. Buraya kadar gelmişken gitmekte fayda var.
20022011