2 gün kaldı

2 gün kaldı yolculuğa!
Garip bir mide sıkışması.

Posted in Genel | Yorumlar Kapalı

doping internet Aman Dikkat!

1o gün kadar önce sadece internet için kullandığım hattan bir telefon aldım. Şu anda kullandığınız internet paketi şu kadar, hızınız bu, kotanız vs. bütün bilgileri saydıktan sonra bu koşullarla doping internete devam etmek ister misiniz sorusuyla bitti görüşme. TTNET ADSL abonesiydim ve dikkatsizliğime geldi kabul ettim. Bu aşamada doping’in TTNET paketi olduğunu zannediyordum. Sözleşmeyi imzaladım ve bir gün internetim kesildi, o zaman anladım başka bir şirkete geçmişim. Kullanıcı adı, şifre gibi bilgiler elimde yok. Geçtiğim koşulların TTNET’ten hiçbir farkı yok. Niye geçtim? Boş bulunduğum için.

Benim bütün bilgilerim bu adamların eline nasıl geçiyor? Bu şekilde müşteri çalma hakları var mı?

Şimdi dopingi iptal ettirmekle uğraşıyorum sonrasında da tekrar TTNET’i açtırmam gerekli. Durduk yerde 4-5 gün internetim kesildi.. Gelen telefonları dikkatli dinlemekte fayda var.

Haberiniz olsun…

Posted in Genel, Teknoloji | 5 Comments

James Watson Boğaziçi’nde

Albert Long Hall Önünde James Watson Konuşmasına girmek için bekleyenler

Albert Long Hall Önünde James Watson Konuşmasına girmek için bekleyenler

James Watson, yıllarca neye benzediği tespit edilememiş DNA molekülünün şeklini bulan bilim adamlarından biri. Daha doğrusu bu buluşun meyvesini en çok yemiş bilim adamlarından biri. Saz arkadaşı Francis Crick ile birlikte tarihten silinemeyecek iki isimden biri.

Bir iki ay önce James Watson’un Boğaziçi Üniversitesi’ni (İstanbul, Türkiye) ziyaret edeceği e-postası geldi. Tüm öğrencilere ve öğretim görevlilerine hitaben yazılmış postada 18 Nisan 2011 tarihinde teşrif edeceği yazılıydı.

Albert Long Hall'e arka kapıdan gelirken James Watson

Albert Long Hall'e arka kapıdan gelirken James Watson

14.00’te Boğaziçi Üniversitesi Klasik Müzik Korosu’nun dinletisiyle başlayan program çeşitli öğretim görevlilerinin konuşmaları sonrasında as solist James Watson’ın konuşmasıyla kokteyle uzanacak.

Bu arada üniversitenin hiçbir panosunda bu buluşmanın ilanlarına rastlamadım. Konuşma saatine denk gelen dersi hocalar ertelemeyi, iptal etmeyi tercih ettiler, bu sayede öğrenciler Nobel Ödüllü bir bilimadamını rahatlıkla dinleyebileceklerdi.

14’te başlayacak programa bir buçuk saat öncesinde giderek yer bulabileceğime inanıyordum. 12.30’da gittiğimde kuyruk çoktan içeri sığabilecek insan sayısını aşmıştı. Kuyrukta bekleyip bekleyip içeri giremeyeceğime beklememeyi tercih ettim. Bu kararı alırken dışarı kurulmuş dev LED ekrana güveniyordum. Hava 6-7 derece ve yağışlı olmasına rağmen dinlemeye değer düşüncesiyle beklemeye başladım. Sıranın içeri girebilecek konumlarında olanların 11’den itibaren birikmeye başladığını öğrendim, onlar iki saatten fazla kuyruk beklediğine göre ben de iki saat dışarıda konuşma dinleyebilirim. (Yazıyla alakası yok o nedenle parantez içinde; kuyruk, sıraya niye giremiyoruz? Başkasına yer tutma, öne kaynama gibi hareketler çok rahatsız edici ve önüne geçilemiyor, kimse ses çıkarmıyor, sadece AYIP! Sırada bir kişi 1 saat sonra 10 oluyor, dışarıda kalanların suçu ne?)

Dışarıdan İzlemeye Mecbur Kalanlar

Dışarıdan İzlemeye Mecbur Kalanlar

Saat 14’e yaklaşırken kapıları yumruklamaya, duvarlara tırmanmaya başladı kalabalık (Bir parantez de buraya; organizasyonu eleştireceğim son derece kötü ve düşüncesizdi ama dışarı görüntü ve ses yayını yapılıyor ve içerisinin doludan da öte olduğu gözüküyor hala kapıları kırana kadar yumruklamaya ne gerek var?). Bu esnada rektör arabası arka kapıya yaklaştı ve The James Watson bir güneş gibi doğdu. Bu sahneyi kaçırdığım için ayrıntı veremeyeceğim. Doğmuştur herhalde adamın nobeli var!

Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde aralarındaki konuşma dışarıdan duyulabiliyordu. Futbol maçını evden izlemenin konforu gibi içerideki kimsenin duyma ihtimali olmayan konuşmalar dışarıdaki öfkeli kalabalıkça duyulabiliyordu. Watson bu gürültü ne diye sorup duruyor, etrafındakiler de salon 500 kişi kapasiteli ancak sizi izlemeye 2500 kişi geldi o nedenle herkes içeri alınamıyor ancak dışarı canlı yayınımız mevcut.

2500 var mıydı bilemiyorum ama oldukça kalabalık bir grup, koloni bekliyordu. Ardından Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tüm önemli etkinliklerin açılışında olduğu gibi Klasik Koro sahne aldı. Watson’a ses nasıl gidiyordu bilemiyorum ama dışarı gelen sesi alan mikrofon kürsünün üzerindeydi ve yanına düşen bas arkadaşların icraları çok başarısızdı. Liseli çocuklar (niye geldikleri az sonra) bu ne biçim müzik diye birbirlerine sorup duruyorlardı.

Konser öncesinde rektör yardımcısı bir açıklama yaptı ve dışarıdakilere seslendi. Bu çok büyük bir organizasyon ve maalesef konuğumuz 500 kişiden çok daha fazla insanın ilgisini çekiyor. Watson’un sekreteryası özellikle liselere de davetiye gönderilmesini istedi o nedenle konuk sayımız çok fazla arttı. Ancak rezervasyon yapamayacağımızı daha önceden belirtmiştik ve hava koşulları kötü ancak elimizden geleni yaparak dışarı yayın yapacağız.

Bu açıklamayı çoğunluk dinlemedi ama dinlense de bir gariplik var. Sadece Boğaziçi camiasının bile rahatlıkla dolduracağı salona binlerce insan davet ediyorsunuz ve bu havada okullarını bırakıp gelen öğrencilerin (Bilkent, ODTÜ, Saint Joseph Lisesi, …) dışarıda sabırla beklemesini istiyorsunuz. Özellikle uzaktan gelen okullara yer ayırım 5 kişiyle katılın denmesi ya da hiç davetiye gönderilmemesi yerinde bir davranış olurdu. Bu şekilde davetiye gönderilse bile okulun her yanı projektörlerle çevrili, dışarı verileceğine görüntü internetten yayınlansa Garanti Kültür veya diğer sınıflardan izlenebilse çok daha mantıklı olmaz mı? On-line olmuyorsa Skype, Gtalk’la bile o konuşma başka yerlere ulaştırılabilir. Gelenlerin beşte birinin katılabileceği bir konuşma olacağına herkes faydalanır. Hatta talebe göre önceden kim nerede izleyecek belirlenir sorunsuz çözülür.

Konuşmalar başladı, rektör çok kısa bir girizgah yapıp mikrofonu bıraktı. Ardından James Watson kısaca tanıtıldı. Rockstar benzetmeleri eşliğinde bir plaket verildi ve nihayet sahnede. 83 yaşında oldukça dinç bir adam. Amerikalılar’ın son derece rahat hitap edebilme özelliklerini barındıran kendinden emin (bunda nobelin de etkisi olabilir) bir ifadeyle anlatmaya başladı. Bu cümleciği tekrarlayayım; anlatmaya başladı. Bu esnada görüntü var ses gitti. SES YOK! Biraz bekleyip ekranın arkasında sigara eşliğinde muhabbet eden görevlilere gittim. Ses gelmiyor. Cevap: konuşma bitmiştir, ondan gelmiyordur ses. Dalga mı geçiyorsun? Görüyoruz herhalde, adam ağzını oynatıyorsa ses de olması lazım. Harekete geçen ekibin içeri girmesi 10 dakika sürdü, kapılar kapalı olduğu için yangın merdiveninden camdan girmeye çalıştılar ama oradaki insanlar korsan girişleri engellemek için yardım etmedi…

Konuşmanın büyük bir kısmı kaçtıktan sonra ses geldi ve çift sarmalın öyküsüne dahil olduk. Bu yıl DNA molekülünün yapısının keşfinin 58. yılı ve Watson’ın konuşması DNA günü konuşması olarak geçiyor. Öyküyü dinlemek heyecanlandırıcı ve ilham vericiydi. Konuşmanın çevirisi yoktu ve davetiyede böyle bir ibare yok o nedenle gelen lise öğrencilerinden bir kısmı hiçbir şey anlamadılar. Koç Lisesi ve Üsküdar Amerikan Koleji ve Saint Joseph’in dışarıda kaldığına şahidim. Boğaziçi öğrencilerinden büyük bir kısım dışarıda kaldı ve belki bu konuşmadan en çok faydalanacak kimyacılar, genetikçiler, biyokimya mühendisleri yağmur ve soğukta dayanabildikleri kadar dinlemeye çalıştılar.

James Watson Boğaziçi

James Watson Boğaziçi (ekrandan da olsa...)

Son olarak yapılan protestoları da belirteyim, Watson’a karşı ırkçı, seksist ve homofobik olması ile ilgili kurşun kalemle karton üzerine alelacele yazılmış dövizler asıldı. Yükselen protesto sesleri 10 dakika bile sürmedi. Bekleyen binden fazla kişi 20 dakika içinde 100e düştü 45 dakika sonunda elli kişi bile kalmamıştı dışarıda. Sonuç olarak Albert Long Hall’un kapısı kırıldı ve konuşmadan 500′ü ancak geçen bir kitle faydalanabildi.

James Watson Boğaziçi'nde

James Watson Boğaziçi'nde

James Watson Boğaziçi'nde

James Watson Boğaziçi'nde

18042011

Posted in Genel, Yazma'lar | 6 Comments

Nedir bu GaK GuK?

Herkesin fikri önemlidir, bazısının ki daha önemlidir…

Fikrim geldi, tutamıyorum diyerek kendini yazarken bulan herkesin gak guk etmeye hakkı vardır. Biz de bu fikirden yola çıkarak 2010 yılının lüzumsuz soğuk günlerinden birinde gak guk projesini düşünmeye başladık. Gak Guk kulağa hoş gelmesinin yanısıra mana dolu bir ikileme.

Sozluk.net der ki

Gak (Osmanlıca) Karga sesi,

Guk (Osmanlıca) Kurbağa anlamına gelmekte.

Gak’ın karga sesi olması oldukça yaratıcı…

Gak’ı ucundan bozup Gag (İngilizce, okunuşu sakız çiğner ağız çene duruşuyla ağız kocaman açılarak geeg!) dersek  tıkaç, ağız tıkacı, ameliyatta ağıza takılan alet, mecliste konuşmaların son bulması, komik söz, güldürücü şey, eğlence.

Birbirinden oldukça farklı anlamlara sahip bir kelime.

Avrupa birliğine bir adım daha yaklaşarak gag (İngilizce/Almanca/Fransızca) Latife, Şaka ve Eşek Şakası manalarını paylaşıyor.

Yok bize bir sözlük yetmez bir de TDK (Türk Dil Kurumu)’na güvenelim diyerek tekrar edersek;

TDK der ki

Gak (Türkçe) karga sesi ve  Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’ne gore elma- armut kurusu, eritilen kuyruk ve iç yağı, suların aşmdırmasıyle meydana gelen taş oyuklarına dolan su birikintisi, kurutulmuş meyve.

Guk (Türkçe) Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’ne göre Kuluçka (tavuk için).

Gag (İngilizce), Skeç, revü, eğlence gösterisi ve gibilerine eklenen beklenmedik gülünç sözler veya durumlar.

Gak Guk deyip geçmemek lazım, kim bilir daha ne bilinmedik manaları vardır. Gak’ı Guk’u ayrı ayrı inceledik birleştirmesi de bize ait olsun.

Gak Guk (!%&?) Kendini ifade etme ihtiyacı duyan herkesin rahatlıkça bu hakkını kullanması. Kimi zaman dişe dokunur, şaşırtıcı bir içerikle kimi zamansa son derece olağan bir yorumla çekinmeden fikrini dile getirmesi, yazya dökmesi. Gak Guk Etmek yardımcı fiiliyle kullanılarak eylemleştirilebilir.

İştah kabartan anlamları gördükten sonra gak guk etmek için sabırsızlanıyorsanız tek yapmanız gereken yazacağım linkine tıklayarak bir adet örnek yazı göndermek. Bu esnada siteye üye de olursanız, yazarlaşmanız daha kolay olur…

Son olarak karga senfonisini hatırlayalım;

Karga karga gak dedi.

Çık şu dala bak dedi.

Çıktım baktım şu dala.

Bu karda ne budala!

Gak Guk’unuz eksik kalmasın…

Posted in Genel | Yorumlar Kapalı

Uyku mu Yazı mı?

En çok bu soru yoruyor beni.. Yetişemiyorum, yetiştiremiyorum, istediklerimi yazamıyorum.. Yazamadığım herşey kafamda dönüp dolanıyor.. Mecburen uyuyorum..

Posted in Genel, karalama | Yorumlar Kapalı

Taksim Sütiş Rezalet

Taksim Sütiş, yılların muhallebicisi. Bir muhallebicide yenilebilecek en güvenli üç yiyecek arasında tavuk pilav ve yoğurt yer alır. Üçünü de söyledim 25 Mart 2011 Cuma günü saat 19.00′da hepsi birbirinden kötüydü. Bu kadar olmaz. Fiyatlara gelince tavuk pilav 7.50TL, yoğurt 3.50 TL idi. Marka olunca kaliteyi bu kadar düşürmek ayıp. Hiçbir zaman müşteri sıkıntısı olmayacak bir lokanta ama bir daha gitmem, önermem…

Posted in Genel, Gurme, Yazma'lar | Yorumlar Kapalı

Frida Kahlo ve Diego Rivera Sergisi Uzatıldı!

Frida Sergisi Uzatıldı

Frida Sergisi Uzatıldı

Pera Müzesi’nde 23 Aralık’tan beri sanatseverleri bekleyen Frida Kahlo ve Diego Rivera Sergisi uzatıldı. 27 Mart Pazar Akşamı’na kadar sergiyi gezmek mümkün. Fırsat bu fırsattır, kaçırmayın!

Sergiyle ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayabilirsiniz!

Posted in Genel, Yazma'lar | Yorumlar Kapalı

Çin Lokantası, Cevahir

Şişli’nin en büyük ihtiyacı olan Cevahir Alışveriş Merkezi’nin üst katında açık büfe çin yemeği yiyebileceğiniz bir lokanta mevcut. Türkiye’de Çin Yemeği başka ülkelerin tersine oldukça pahalı ve ulaşılması güç. Bu lokantada dilediğinizce yiyebilirsiniz üstelik sadece 13TL’ye.

Chopstick Cevahir Çin

Chopstick Cevahir Çin

Masaya oturduğunuz zaman kimse gelip sizle ilgilenmiyor, doğrudan kalkıp bir tabak alıp yemeğe başlayabilirsiniz. Ben gittiğimde büfede iki çeşit çorba, soya soslu tavuk, acılı tavuk, tatlı ekşi soslu tavuk, sebzeli dana, sebzeli erişte, yumurtalı sebzeli pilav ve çeşit çeşit kızartma vardı. Ayrıca salata bardan kendinize karışık salata da hazırlayaiblirsiniz. Lezzetlerine geçmeden çeşide bakarsak, kızartmalar oldukça ilginç ve Türk damak tadına göre hazırlanmış, özel bir karışıma bulanıp kızartılmış patlıcan, havuç, soğanın yanı sıra kızarmış tavuklu börek de mevcut.

Çorbalar başarısızdı. Bulunduğum sürece gördüğüm kadarıyla benim dışımda kimse tercih etmedi. Soya sosu koyunca herşey güzelleşiyor ama çorba için bunu söyleyemeyeceğim. Dana etini tatmadım, sebzeli erişte çok lezzetliydi. Acılı tavuk güzel olmamıştı ama soya soslu tavuk ve tatlı ekşi soslu tavuk güzeldi. Yalnız tavuklar diğer çin lokantalarındakinden farklı hazırlanmıştı, etraflarında hamur vs. yoktu, doğrudan sosla pişirilmişti. Kızartmalar maalesef buz gibiydi, bir zamandır beklediği için tazeliğinden eser yoktu buna rağmen çok fazla tercih edildiler. Salata bar her yerde bulabileceğiniz, domates, salatalık, yeşillik, havuç ve soslu lahanadan oluşuyordu. Tatlı olarak da kızarmış elma vardı.

Bunlar dışında menüden kızarmış yengeç bacağı gibi başka yemekler de söylemeniz mümkün. Fiyatına oranlandığında son derece başarılı bir lokanta, doymamak mümkün değil. Bir diğer olumlu yanı içkiş satışının olması. Yemeğin yanında rakı, bira, şarap ne isterseniz içebilirsiniz.

Biten tabaklarınız hemen toplanıyor, servis hızlı ve personel güler yüzlü. Kahve makinasının üzerinde Çin Vizesi alınır yazıyor, haberiniz olsun.

İçkili olması (fiyatlar makul), yemeklerin iyi olması, fiyat kalite oranı düşünüldüğünde tercih edilebilecek bir lokanta. Kızartmalar sıcak olsaydı daha da iyi olurdu. 10 üzerinden 6,5 hakkaniyetli bir not olur.

Afiyet olsun…

Posted in Genel, Gurme, Yazma'lar | 1 Comment

Avea Jet Kapat Hattı

Jet Modem Üç Renk Işıklı

Jet Modem Üç Renk Işıklı

Kolay değil vazgeçmek bir avea hattından. Hikayenin başını özetlersek;

  • Seyahat öncesi bir adet Jet modem aldım kendime,
  • Hizmetinden memnun kaldım,
  • 1 senelik sözleşmeyle aldım Jetimi,
  • Süre zarfında bir kere söndü ışıkları bir daha yanmamak üzere, bozulan aleti önce servise gönderdiler sonra da yenisiyle değiştirdiler,
  • İhtiyacım olmadığına karar verdim 1 senenin sonunda,
  • İptal etmek istiyorum hattımı.

İptal etmek istemeden düştüğüm yanılgıyı paylaşmak istiyorum. 1 senelik sözleşme yapınca senenin sonunda bana danışılacağını düşünüyordum, bu nedenle bir girişimde bulunmadan hattımın kapanacağını düşünüyordum. Olmadı. Faturalar gelmeye devam etti. Sonunda kendimi avea call center’ın numaraları arasında buldum. Durumu anlattım, telefonu iptal etmek istiyorum.

Call Center

Call Center

- Neden iptal ettirmek istiyorsunuz?

- Kullanmıyorum.

- Ya kullanırsanız, hattı iptal ettirmeyin.

- Yok, karar verdim işime yaramıyor, istemiyorum.

- İnternet aboneliğinizi iptal edelim, en ucuz tarifeden hattınız sizde kalsın.

- Bunun bana ne faydası var? İnternete bağlanabilecek miyim?

- Hayır.

- Bu hattı sadece internete bağlanmak için kullanıyorum o zaman ne anlamı var bende kalmasının?

- O zaman kontörlüye çevirin hattınızı.

- İstemiyorum.

- Tanıdığınız biri var mı numaranızı ona aktarsanız.

- Yok!

Ne bu ısrar? Herkes mi kapatmak istiyor?

Bu konuşmalardan sonra fatura gelmeye devam etti, bir daha aradım bu sefer oldu dediler, bir daha fatura geldi. Bu sırada elimi sürmedim modeme ama faturalar gelmeye devam ediyor. Bir yetkili servise gidip iptal başvurusu yapmam gerekiyormuş, yaptım. Yine fatura geldi! Bir daha aradım, bu faturayı da ödemem gerekiyormuş, sonra iptal edilecekmiş… Müşteri memnuniyeti 0 !!!

Posted in Genel, Teknoloji, Yazma'lar | 2 Comments

Avea Jet İptal Çilesi

Jetiniz var mı? Bundan 2 sene kadar önce almak gafletinde bulundum bir adet Jet. İnternet bağlantısı bulamayacağım bir yere uzun süreli bir seyahat öncesi inceledim üç büyüklerin 3G internet seçeneklerini ve avea Jet’i tercih ettim. Şimdiye kadar hiç operatörünü değiştirmemiş biri olarak bu kararı vermemdeki tek etken fiyatıydı.

Jet Modem Üç Renk Işıklı

Jet Modem Üç Renk Işıklı

İki gün içinde açılan internet hizmetim oldukça başarılıydı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde mükemmelen çekti ve 1GB’lık paket benim işimi rahatlıkla gördü. Ubuntu üzerinde çalıştırdığım modemin arayüzü başarısızdı ve başka yollarla internete bağalnılabiliyordu. Bir gün üzerindeki tüm ışıklar söndü. Bir avea bayiine götürdüm, teknik servise gönderdiler. Gelince bana haber vereceklerini söyleyerek iletişim bilgilerimi aldılar. 1 ay sonra aradığımda çoktan yeni modemimin geldiğini söylediler. Haber vermeyi unutmuşlar ama sorun değil. 1 ay boşuna internet paketi ödemiş oldum o kadar. Yeni modem daha şık, kaliteli duruyor. Arayüz problemi büyük ölçüde giderilmiş, 1 değil 3 renk ışık veriyor üstelik.

Bir senelik olan sözleşmem dolunca, ihtiyacımın da bitmesiyle hattımı kapattırmak istedim. İstemez olaydım.

Arkası yarın

Posted in Genel, Teknoloji, Yazma'lar | Yorumlar Kapalı