
Albert Long Hall Önünde James Watson Konuşmasına girmek için bekleyenler
James Watson, yıllarca neye benzediği tespit edilememiş DNA molekülünün şeklini bulan bilim adamlarından biri. Daha doğrusu bu buluşun meyvesini en çok yemiş bilim adamlarından biri. Saz arkadaşı Francis Crick ile birlikte tarihten silinemeyecek iki isimden biri.
Bir iki ay önce James Watson’un Boğaziçi Üniversitesi’ni (İstanbul, Türkiye) ziyaret edeceği e-postası geldi. Tüm öğrencilere ve öğretim görevlilerine hitaben yazılmış postada 18 Nisan 2011 tarihinde teşrif edeceği yazılıydı.

Albert Long Hall'e arka kapıdan gelirken James Watson
14.00’te Boğaziçi Üniversitesi Klasik Müzik Korosu’nun dinletisiyle başlayan program çeşitli öğretim görevlilerinin konuşmaları sonrasında as solist James Watson’ın konuşmasıyla kokteyle uzanacak.
Bu arada üniversitenin hiçbir panosunda bu buluşmanın ilanlarına rastlamadım. Konuşma saatine denk gelen dersi hocalar ertelemeyi, iptal etmeyi tercih ettiler, bu sayede öğrenciler Nobel Ödüllü bir bilimadamını rahatlıkla dinleyebileceklerdi.
14’te başlayacak programa bir buçuk saat öncesinde giderek yer bulabileceğime inanıyordum. 12.30’da gittiğimde kuyruk çoktan içeri sığabilecek insan sayısını aşmıştı. Kuyrukta bekleyip bekleyip içeri giremeyeceğime beklememeyi tercih ettim. Bu kararı alırken dışarı kurulmuş dev LED ekrana güveniyordum. Hava 6-7 derece ve yağışlı olmasına rağmen dinlemeye değer düşüncesiyle beklemeye başladım. Sıranın içeri girebilecek konumlarında olanların 11’den itibaren birikmeye başladığını öğrendim, onlar iki saatten fazla kuyruk beklediğine göre ben de iki saat dışarıda konuşma dinleyebilirim. (Yazıyla alakası yok o nedenle parantez içinde; kuyruk, sıraya niye giremiyoruz? Başkasına yer tutma, öne kaynama gibi hareketler çok rahatsız edici ve önüne geçilemiyor, kimse ses çıkarmıyor, sadece AYIP! Sırada bir kişi 1 saat sonra 10 oluyor, dışarıda kalanların suçu ne?)

Dışarıdan İzlemeye Mecbur Kalanlar
Saat 14’e yaklaşırken kapıları yumruklamaya, duvarlara tırmanmaya başladı kalabalık (Bir parantez de buraya; organizasyonu eleştireceğim son derece kötü ve düşüncesizdi ama dışarı görüntü ve ses yayını yapılıyor ve içerisinin doludan da öte olduğu gözüküyor hala kapıları kırana kadar yumruklamaya ne gerek var?). Bu esnada rektör arabası arka kapıya yaklaştı ve The James Watson bir güneş gibi doğdu. Bu sahneyi kaçırdığım için ayrıntı veremeyeceğim. Doğmuştur herhalde adamın nobeli var!
Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde aralarındaki konuşma dışarıdan duyulabiliyordu. Futbol maçını evden izlemenin konforu gibi içerideki kimsenin duyma ihtimali olmayan konuşmalar dışarıdaki öfkeli kalabalıkça duyulabiliyordu. Watson bu gürültü ne diye sorup duruyor, etrafındakiler de salon 500 kişi kapasiteli ancak sizi izlemeye 2500 kişi geldi o nedenle herkes içeri alınamıyor ancak dışarı canlı yayınımız mevcut.
2500 var mıydı bilemiyorum ama oldukça kalabalık bir grup, koloni bekliyordu. Ardından Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tüm önemli etkinliklerin açılışında olduğu gibi Klasik Koro sahne aldı. Watson’a ses nasıl gidiyordu bilemiyorum ama dışarı gelen sesi alan mikrofon kürsünün üzerindeydi ve yanına düşen bas arkadaşların icraları çok başarısızdı. Liseli çocuklar (niye geldikleri az sonra) bu ne biçim müzik diye birbirlerine sorup duruyorlardı.
Konser öncesinde rektör yardımcısı bir açıklama yaptı ve dışarıdakilere seslendi. Bu çok büyük bir organizasyon ve maalesef konuğumuz 500 kişiden çok daha fazla insanın ilgisini çekiyor. Watson’un sekreteryası özellikle liselere de davetiye gönderilmesini istedi o nedenle konuk sayımız çok fazla arttı. Ancak rezervasyon yapamayacağımızı daha önceden belirtmiştik ve hava koşulları kötü ancak elimizden geleni yaparak dışarı yayın yapacağız.
Bu açıklamayı çoğunluk dinlemedi ama dinlense de bir gariplik var. Sadece Boğaziçi camiasının bile rahatlıkla dolduracağı salona binlerce insan davet ediyorsunuz ve bu havada okullarını bırakıp gelen öğrencilerin (Bilkent, ODTÜ, Saint Joseph Lisesi, …) dışarıda sabırla beklemesini istiyorsunuz. Özellikle uzaktan gelen okullara yer ayırım 5 kişiyle katılın denmesi ya da hiç davetiye gönderilmemesi yerinde bir davranış olurdu. Bu şekilde davetiye gönderilse bile okulun her yanı projektörlerle çevrili, dışarı verileceğine görüntü internetten yayınlansa Garanti Kültür veya diğer sınıflardan izlenebilse çok daha mantıklı olmaz mı? On-line olmuyorsa Skype, Gtalk’la bile o konuşma başka yerlere ulaştırılabilir. Gelenlerin beşte birinin katılabileceği bir konuşma olacağına herkes faydalanır. Hatta talebe göre önceden kim nerede izleyecek belirlenir sorunsuz çözülür.
Konuşmalar başladı, rektör çok kısa bir girizgah yapıp mikrofonu bıraktı. Ardından James Watson kısaca tanıtıldı. Rockstar benzetmeleri eşliğinde bir plaket verildi ve nihayet sahnede. 83 yaşında oldukça dinç bir adam. Amerikalılar’ın son derece rahat hitap edebilme özelliklerini barındıran kendinden emin (bunda nobelin de etkisi olabilir) bir ifadeyle anlatmaya başladı. Bu cümleciği tekrarlayayım; anlatmaya başladı. Bu esnada görüntü var ses gitti. SES YOK! Biraz bekleyip ekranın arkasında sigara eşliğinde muhabbet eden görevlilere gittim. Ses gelmiyor. Cevap: konuşma bitmiştir, ondan gelmiyordur ses. Dalga mı geçiyorsun? Görüyoruz herhalde, adam ağzını oynatıyorsa ses de olması lazım. Harekete geçen ekibin içeri girmesi 10 dakika sürdü, kapılar kapalı olduğu için yangın merdiveninden camdan girmeye çalıştılar ama oradaki insanlar korsan girişleri engellemek için yardım etmedi…
Konuşmanın büyük bir kısmı kaçtıktan sonra ses geldi ve çift sarmalın öyküsüne dahil olduk. Bu yıl DNA molekülünün yapısının keşfinin 58. yılı ve Watson’ın konuşması DNA günü konuşması olarak geçiyor. Öyküyü dinlemek heyecanlandırıcı ve ilham vericiydi. Konuşmanın çevirisi yoktu ve davetiyede böyle bir ibare yok o nedenle gelen lise öğrencilerinden bir kısmı hiçbir şey anlamadılar. Koç Lisesi ve Üsküdar Amerikan Koleji ve Saint Joseph’in dışarıda kaldığına şahidim. Boğaziçi öğrencilerinden büyük bir kısım dışarıda kaldı ve belki bu konuşmadan en çok faydalanacak kimyacılar, genetikçiler, biyokimya mühendisleri yağmur ve soğukta dayanabildikleri kadar dinlemeye çalıştılar.

James Watson Boğaziçi (ekrandan da olsa...)
Son olarak yapılan protestoları da belirteyim, Watson’a karşı ırkçı, seksist ve homofobik olması ile ilgili kurşun kalemle karton üzerine alelacele yazılmış dövizler asıldı. Yükselen protesto sesleri 10 dakika bile sürmedi. Bekleyen binden fazla kişi 20 dakika içinde 100e düştü 45 dakika sonunda elli kişi bile kalmamıştı dışarıda. Sonuç olarak Albert Long Hall’un kapısı kırıldı ve konuşmadan 500′ü ancak geçen bir kitle faydalanabildi.

James Watson Boğaziçi'nde

James Watson Boğaziçi'nde
18042011