Kırıntı, her damak tadına hitap eden pahalı menüsüyle İstanbul’un lüks semtlerinde konuşlanmış renkli bir lokanta zinciri. Çoğunlukla gençlerin tercih ettiği restoran hizmet kalitesi ve lezzetli yemekleriyle müşterilerinin ilk aklına gelen yerlerden biri. Bu kalite, lezzet, güleryüz devamlılığını ne zamana kadar sürdürebilir?
Birini kazanmak ne kadar zorsa kaybetmek de o kadar kolay. Son Kırıntı ziyaretim, son Kırıntı ziyaretim oldu…
Güzel bir yaz ikindisi öğle yemeği saati geçmiş ancak öğle yemeğine zaman olmuş, meşguliyet… Kafamda ne yiyeceğimi planlayarak emin adımlarla girdim Kırıntı’dan içeri. İçeri girmeden başlamak daha doğru olabilir. Kapı önünde her daim bekleyen vale, arabaları hırs çıkarmak aracı olarak görüp deli gibi kullanan insan türü. Valeler, ordu gibi duruyorlar.. Hanım arkadaşımın gelişini süzerek bakıyorlar, her türlü pis bakışıma rağmen gözüşmeyi başaramadan içeri girdik. Karşılayan, masa gösteren yok, dışarısının 450 derece olmasından içeri klimatize bölgeye oturmayı tercih ettik. Kapıdan girerken bir garson kapıyı açacakmış gibi elini uzattı ardından beni gördü elini çekti. Kapıyı açtım, ilk o girdi…
İçerisi normalde olmadığı kadar boş, bir iki masada insanlar oturuyor. Cam kenarına geçtik. Bir garson bizimle ilgilenmek üzere yaklaştı. Menüleri verdi. Karar verdikten 10 dakika kadar sonra masamıza gelip siparişlerimizi almaya başladı. On dakikalık zaman sürekli başında beklemesinden iyidir…
- Rock’n Roll Burger istiyorum, yalnız yanına patates kızartması yerine haşlanmış sebze ya da yeşillk konulsun lütfen.
- Ben de .. (sipariş veremeden)
- Yalnız beyefendi Rock’n Roll Burgerin yanında patates kızartması verebiliyoruz elma dilim ya da parmak nasıl istersiniz?
- Ben daha önce de bu şekilde sipariş verdim, salata ya da sebzeyle de sunabiliyorsunuz özel istek olması durumunda kızartma istemiyorum.
- Yalnız beyefendi patates kızartmasıyla haşlanmış sebzenin cost’u çok farklı olduğu için ekstraya girer, böyle birşey yapamayız.
- Siz bir sorun yine de daha önce bu şekilde yedim Kırıntı’da.
- Cost’ları farklı ama yine de sorayım, siz ne alırsınız hanımefendi?
- Fajita rica ediyorum.
- İçecek?
- Bir DİET cola, bir limonata.
- Teşekkürler.
Bundan sonra neler olabilir? Normalde ve daha önce patates yerine sebze konularak en kısa zamanda siparişler eksiksiz olarak gelir. Bu sefer sarışın ama sarışınlıktan uzak garsonumuz ON dakika sonra yeniden geliyor.
- Beyefendi mutfakla savaş veriyorum ancak costları çok farklı olduğu için böyle bir uygulama yapamıyoruz, parmak patates mi tercih edersiniz elma dilim mi?
- Patates istemiyorum, birşey koymayın o zaman.
- Sizin cheeseburgerdi, hanımefendi de körili tavuk?
- Hayır, ben Rock’n Roll Burger rica ediyorum, hanımefendi de Fajita.
- Hemen hazırlatıyorum.
Siparişler şu anda mutfağa iletiliyor. Hayırlı olsun. Garsonumuz yeni işe başlamış, gereksiz gerginliğe gerek yok, haşlanmış sebze olmadan ölmem. Lezzetli olacağından eminim nasıl olsa siparişlerimin. Beş dakika sonra bir başka garson içeceklerimizi getirdi. Büyük bir heves koladan bir yudum aldım, diet değil! Degustatör müsün anlıyorsun? İnsan anlıyor dieti normali bir süre sonra… Pardon diyerek garsona el ettim.
- Affedersiniz, bu cola normal mi? (Tuzak soru)
- Evet normal kola.. (düştü..)
- Ben diet istemiştim ama… (soru işareti bir bakış..)
- Diet zaten efendim.. (OHAaaaa..)
Ne denebilirki bu noktadan sonra en makulü sağol canım diyerek, lokantadan çıkmak ama bir kedi yavrusu sevgisi musallat oldu bana.
- Az önce normal demiştiniz.
- Yanlış söylemişim.
Baştan beri bizle ilgilenen sarışın karakteri göstermeyen sarışın garson masamıza geldi, bir problem mi var yürüyüşle.
- Hemen değiştireyim efendim.
- Yok siz diet diyorsanız öyledir, teşekkürler.
Garsonumuz S. bara seslendi bir bardağa az diet! Çeyrek bardak diet kola tadım testi için masaya geldi. Buyrun.
- Teşekkürler, tadsam ne fark edecek?
- Lütfen buyrun.
Zorla tattım, kesinlikle farklı olmasına rağmen, kolama tükürülmesin diye değiştirtmedim.. Ayrıca şarap tadıyoruz sanki!
Yemekler 20 dakika kadar sonra geldi. Rock’n Roll Burger tabağında ne var! Bir tek hamburger ve coleslaw. Kocaman tabak bomboş. Bu şekilde getirmekten hiç rahatsız olmadılar. Olsun.
Fajita ise kayış gibi. Et çok sert ve kötü pişirilmiş, kabın içi yağlı. Her zamanki servis tabakları değişmiş, fajitanın tabakları beyaz tabağa tıkıştırılarak getirilmiş. Mutsuz, mideye oturan bir yemeğin ardından hesabı istedik.
- Fajitayı yememişsiniz, paket yaptıralım mı?
- Hayır, yiyemedim.
- Bir sorun mu var?
- Et çok sertti, tadsızdı…
- Peki.
Hesap geldi, bu eleştiriler kulak ardı edildi. Garsonlar, hesabı alırken tedirgin edici bakışlarla bahşiş beklediler. Çıkarken valeler aynı rahatsız edici tavırlarını esirgemediler.
Ne olmuş, el mi değiştirmiş Kırıntı bilmiyorum ama oldukça kötüydü. Bir daha kesinlikle gitmem. Bir müşteriyi kaybetmek çok kolay hele İstanbul gibi her yeri yemekçi dolu bir yerde. Cost’una bakmadan bir yer işletince müşteriyi huzursuz etmek çok kolay. Cost gibi kelimeleri öğretip kullandırmak da abes. En kötü yemek deneyimlerimden birini yaşadım. Kırıntı bu servisle alsa alsa 10 üzerinden 2,5 alır, buçuk da geçmişteki güzel yemeklerin hatrına…
13082010
Evet, gercekten de… Ben de Bebek’te ayni memnuniyetsizligi yasadim, bi garipti, hayli garip.. Sicaktandir felan dedik gecistirdik. Demek ortak bi rahatsizlik durumu varmis