Sağır Sultan Bildirir

İnsanın beş duyusu: görme, tad alma, koku alma, dokunma, işitme. Biri gitse ne olur? Neden gider, nasıl gider?

Dalış yapmaktan zevk alan herkes gibi dalışla ilgili çıkan her türlü fırsatı değerlendirmeye çalışıyorum. Bunlardan bir tanesi de 2009 yazında Kaş-Kekova bölgesinde yapılan projeye katılmak oldu (özel dosya). 15 gün boyunca günde iki dalış yapma fırsatı, hem de proje dışında gidildiğinde dalınılamayacak bölgelere. Böyle bir fırsat kaç kere gelir insanın başına? Dalışlar arasında verilen molalar bir hayli uzun olduğundan, ilk günlerde yüzmeyi ilerleyen günlerde serbest dalış yapmayı tercih ettim aralarda. Ara serbest dalış seanslarının birinde çıkarken kulağımda bir ağrı hissettim. Çıkarken kulağımdan boynuma doğru uzanan bir hatta kendini gösteren ağrı çıktığımda yerini doluluk hissine bıraktı. O günkü ikinci dalışımı yaptım. Dalışa geçerken kulak eşitlemekte biraz zorlandım, östaki borumdan havanın geçişini hissedebiliyordum. Bazen olabilir, zarda bir problem yok düşüncesiyle tamamladım dalışı. Maksimum derinliği bulduktan sonra problem çıkarmadı, rahat bir dalış oldu, yüzlerce balık saydım… Çıkışta doluluk hissi dışında yeni bir sorun hissetmedim. Dönüş yolunda kulaklarımın rüzgârı farklı algıladığı dikkatimi çekti ama önemsemedim, doluluktan olduğunu düşünerek. Ertesi günkü dalışta sorun çıkmaması için dekonjestan hap almaya başladım, pek bir etkisi olmadı. Akşam yemeğinde kulağımdaki histe bir değişiklik olmadı, ağırlık hissinin işitmeme de engel olduğunu fark ettim. Bir kulağımla diğerine göre fark edilir bir şekilde az duyuyordum. Geçer nasıl olsa diye düşündüm. Sakız çiğneme ihtiyacıyla kendimce bir tedaviye başladım. Etrafımda danıştığım kişiler de geçici olacağını, her dalgıcın başına geldiğini belirttiler. Endişelerimin giderilmesiyle geceyi geçirdim. Sabah uyandığımda yataktan kalkarken denge kurmakta zorlandım, iki kere kalkamadıktan sonra yavaşça hareket edince dengemi kurabildim. Ayağa kalktıktan 1-2 dakika sonra denge problemim tamamıyla geçti. İşitme problemimde bir değişiklik yoktu. Sakız çiğnemek, su içmek ve dekonjestan hap almak dışında birşey yapmadım tedavi amaçlı. Her dalgıcın başına geldiği için dalmaya devam ettim. Kulak eşitlemedeki sıkıntı ve boynuma doğru uzanan ağrı dışında dalışta bir sıkıntı hissetmedim. Çıktıktan sonra işitme problemi ve hassasiyet devam ediyordu.
Bu şekilde 7 gün daha daldım, projenin bitimiyle İstanbul’a döndüm. Sabahki denge bozuklukları 4-5 gün sonra çok hızlı kalkmadığımda bir sorun yaratmamaya basladi ama kulaklar arasındaki işitme farkı devam etti. Her dalgıçtan biri değilmişim gibi gelmeye başladı. Döndüğüm hafta kulak burun boğaz uzmanına göründüm. Hikâyemi anlatınca dalıştan olmalı yorumunu yaptı. Bu yorumu yapmanın nasıl bir anlamı var bilmiyorum ama yapma gereği duydu. Tanındık bir doktor, kendinden emin bir ifadeyle “4 güne geçmiş olacak.” deyince ümitlendim. Tedavi olarak kortizon, dekonjestan hap ve burun spreyi verdi. Tedaviye yardımcı olarak da buhar banyosuna girmemi, sakız çiğnememi ve spor yapmamı tavsiye etti. Harfiyen uyguladığım tedavi bir değişiklik yaratmadı. Tekrar gittiğimde kulaklarımı bir daha muayene etti en meşhur doktor. “Ödem inmiş ama hala işitmede bir değişiklik olmamasını anlayamadım.” dedi. Bu durumda ileri tetkik aşama 1′e geçmeye karar verdi, işitme testi istedi. Bu kararları verirken 3 saniye kulağıma bakması yeterli oldu. Zamanla doktora olan güvenimi de yitrmeye başladım. İşitme testinde bir kulağımda kayıp ortaya çıktı (5000 Hz. üzeri frekanslar). Tiz sesleri duyamıyormuşum bir kulağımla. Sağırlık tespitini yapan doktor hanım beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir doktordu. Hastayken, korkuyorken insanın ihtiyacı olan tek şey konuşmak, anlatmak. Yüzüne bile bakmadan, dinlemeden doktorluk olur mu? Oluyor. Hikâyeyi defalarca anlatma ihtiyacımı tatmin ettikten sonra durumu açıklamaya başladı. Özel bir hastanede dalış kazaları sonucu gelenlerle ilgilenen bölümde çalışıyormuş. Benzer vakaları daha önce defalarca görmüş. Tablomun potansiyel nedenleri:
- Östaki borusu fonksiyon bozukluğu
- Orta kulak çıkış barotravmasına bağlı ani işitme kaybı
- İç, orta kulaktaki bir tümör
Östaki borusunda fonksiyon bozukluğu olması durumunda, dinlenme ve zamanla işitme bozukluğu geçebilirmiş, bu durumun doğrulanması için doktor bir kez daha testleri tekrarladı. Bu durumun göstergesi valsalva manevrası sırasında iki kulak arasında basınç farkı çıkması. Her türlü zorlamaya rağmen tatmin edici bir basınç farkı çıkmadı ama doktor bu seçeneğin tamamen silinmesine gerek olmadığını belirtti. Ani işitme kaybı olmuşsa, üzerinden 10 gün kadar geçtiğine göre kalıcı bir hasar meydana gelmiş olmalı. İlk aşamada kortizon verilmesi ve dalışa devam edilmemesi iyileşmeye yardımcı olurmuş ancak benim durumumda yapilacak bir şey kalmamış. Beyin ya da iç kulak tümörü olma ihtimali çok azmis ancak belli olmazmis, iki kulak arasındaki işitme farkı ileri tetkik yapılması gerektiğini gösteriyor.
Doktor #1 işitme testinin sonucuna bakarak, doktor #2′nin yorumuyla ileri tetkikin yapılmasına karar verdi. Bu esnada doktor #1 beklentilerimi karşılamamaya devam etti. Doktor olmak istediğim anlardan biri daha…
MR çektirmeye gittim. İlk defa makinaya girdiğim için ne olacağını bilmiyordum. Boyunluk benzeri bir yapıya kafamı güzelce yerleştirdi hastabakıcı. Kafamı kıpırdatmamı tembihledikten sonra çok fazla gürültü olacağını söyledi. Beklenmedik birşey olduğunda veya kendimi kötü hissettiğimde ayaklarımı kıpırdatmamın yeterli olduğunu söyledi. Ayaklarım hazır başladı tarama. Alet inanılmaz sesler çıkarıyor kulaklık takmama rağmen gürültüden sağır olacağım sandım. O aşamayı geçtik zaten… Ne kadar olduğunu tahmin edemediğim bir süre sonra yeniden geldi hastabakıcı ve bir iğne yaptı kolumdan. Boya zerk etmiş, ayrıntılı görünsün diye sonuçlar. Kafamı oynatmadan ilacın yapılması çok kolay olmadı. Ayaklarım sabit bir süre daha uzandım makinada. Doktorun yanına gittim çekim tamamlanınca, hikâyemi bir kere daha anlatma fırsatı verdi bana. Görünürde birşey olmadığını ancak iki güne tam raporun hazırlanacağını söyledi. Bir ay öncesinden haftasonu dalışa gitmeyi planlamıştım, doktor #2 dalmamın doğru olmadığını söyledi, fonksiyon bozukluğu varsa dalışın hasarı kalıcı veya daha kötü bir hale getirebileceğini söyledi. Rapor da haftasonuna yetişmeyeceğinden dalmamaya karar verdim.
Döndüğümde temiz bir raporla doktor #1′a göründüm. Bu doktor tecrübem şimdiye kadarkilerin en kötüsüydü. Doktor 17.00′den sonra istediğim saatte gelmemi söylemişti. İşten çıktım bir heyecanla, 17 civarında oradaydım. Cok bilen, eline yetki verilir verilmez kural koyan insanlardan iki numune beni 20′ye kadar kapida bekletmeyi tercih etti. Bütün bu bekleme, “Ileri tetkikte birşey çıkmamış, dalışa devam etmek senin riskin.” cümlesini duymak için. Bu doktora ne bir daha giderim ne de tavsiye ederim.
Belgelenmiş asimetrik işitmem dışında elimde somut hiçbir şey yok. Önceden ayarlanmış dalış planlarım, kalıcı mı geçici mi olduğu belli olmayan işitme kaybım. Durduk yerde 23 yaşında bir duyunun büyük bölümünü kaybetmek. Ne fark edecek ki çıkışlarım devam ediyor.
Belirsizlik hissi çok rahatsız edici. Dönüşü olmayan bir hasara neden olabilirim dalışa giderek. Doktor #1′e olan güvenim son ziyaretimde tamamen sarsıldı, doktora güvenmedikten sonra söylediği hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Dalış hastalıklarında uzman birine görünmem gerektiğini anladım. Biraz geç oldu, ilk olarak tercih edilmesi gereken merci’ydi. Çapa Sualtı Hekimliği’nde Prof. Şamil Aktaş’a gittim. Dr. #1′in aksine uzun uzun hikâyemi dinledi, bir fırsat daha, dinlemekle de kalmadı dalış profili, iniş hızı, geçmiş dalışlar, vs. ile ilgili sorular sordu. Bu soruları duydukça daha önce buraya gelmemiş olmanın pişmanlığı içimi kapladı. 10 gündür oradan oraya gidiyorum ama bu işi bilen insana bir türlü rast gelmedim. Şu anda içinde bulunduğum durumun potansiyel nedenlerini
1. DKH
2. Orta kulak barotravmasına bağlı ani işitme kaybı
3. İç kulak barotravması, yuvarlak pencere hasarı
4. Kulak iltihabına bağlı işitme kaybı
5. Tümör
olarak sıraladı. Ardından dalış bilgilerim doğrultusunda 2. dışındaki seçeneklerin neden olamayacağını açıkladı. Ders dinler gibi zevkle ve tüm ayrıntıları anlamaya çalışarak dinledim. Sonuçta dalış sonrasında olduğundan tümör gibi uçuk seçenekleri doğrudan elemek gerektiğini bu durumun hızlı çıkışa bağlı bir orta kulak barotravması olduğunu belirtti. Ardından kulağın yapısını anlattı. İşitme mekanizması, salyangoz yapısi… Salyangozun içindeki sıvının titreşiminin salyangoz boyunca yer alan alıcı hücreler tarafından beyne iletilmesiyle duyuyoruz. Yüksek sese maruz kalma, dalış gibi basınç değişikliklerinde salyangozun baş kısımlarındaki hücreler hasar görebiliyor. Bu hasar maruz kalınan basıncın büyüklüğü, basınç değişiminin hızına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Dalış sırasında ortaya çıkan benzer bir sıkıntı geçici bir hasara yol açmalı ancak belirtiler ortaya çıkar çıkmaz bir uzmana gidilip, kortizona başlamak ve mümkün olduğunca çabuk bir şekilde Hiperbarik Oksijen (HBO) tedavisine başlamak gerekiyor. Yapılmaması gerekenlerin başında da hiçbir şey olmamış gibi dalışa devam etmek geliyor. Denge kaybı ile ilgili sorun da aynı bölgedeki hücrelerin hasarıyla ilgili ancak bu hücreler kendilerini toplamış olabilir ya da diğer hücreler tarafından görevleri üstlenililerek eksiklikleri hissedilmez hale gelmiştir. Hasar geçici olsaydı üzerinden 20 gün geçene kadar geçmiş olması gerekirdi. Bu durumda kalıcı işitme kaybını düşünmek gerekir. Bir ümit kalıcı olmayabilir, bölgedeki hücreler ölü taklidi yapıyor olabilirler, bu durumda HBO faydalı olabilir. Normalde ani işitme kaybı tedavisi 10 günü geçirmiş hastalarda fayda göstermez ancak denenebilir.
Dalışla ilgili, geçici ya da kalıcı varolan hasar, kulak eşitlemekte bir sorun olmadığına göre, yavaş iniş çıkışta ilerlemeyecektir, dalış yapmanın bir mahsuru yok. HBO tedavisini düşünerek ayrıldım sualtı hekimliğinden. İstanbul’da gidilebilecek basınç odaları, tedavi,…
Haftasonu dalışa gitmeye karar verdim. Eğitim dalışıydı, serbest dalış çalışmalarını yapmayı denedim kulağımda ağrı hissedince yapmamaya karar verdim. Diğer çalışmalarda sorun olmadı, ancak günun sonunda kulağımda hafif bir ağrı vardı. Son inişimde kulak açmakta da zorlandım, devam etmedim. Bu ağrı aklımın sürekli kulağımda olmasından da kaynaklanıyor olabilir, kulağımın gerçekten hassas olmasindan da. Dalışa giderken yanıma dekonjestan ve kortizon haplarını aldım, kullanmam gerekmedi. Dönerken bir kötüleme yoktu kulağımda.
HBO tedavisine başlamadım. Bir süre dinlendirdikten sonra yine dalışlar yaptım, eğitim dalışında kulak açmakta çok zorlandım, kulağımın arkasında bir ağrı yerleşti, dalışı tamamladıktan sonra eğitimler sırasında bir daha dalış yapmamaya karar verdim. Başlıca hatam hasta hasta dalışa gitmek oldu. Soğukta suya girmenin dışında, sinüslerimdeki doluluk da kulak eşitlememi güçleştirdi, halihazırda hassas olan kulağım ağrımaya başladı. Bu dalış tecrübemin ardından 6-7 aylık dalış orucuna başladım.
Son dalış gezisinin ardından akciğerlerimde bir ağrı başladı bunun tamamen üşümeye bağlı olduğunu tahmin ederek doktora gittim. Dalışla ilgili yorum olarak, bu durumda artık hastayken dalış yapmamamın daha doğru olduğunu belirtti. Dalışa gitmeden burun spreyi kullanmamın faydalı olabileceğini söyledi. Burnumdaki deviasyon yeterince hava almamı engellediğinden bir kulaktaki işitme kaybının sebebi olabileceğini söyledi.
İşitme kaybı nasıl tespit edilir?
Kaybolan frekanslar çok önemli değilmiş gibi gözükebilir. Günlük hayatta, konuşmaları, filmleri takip ederken çok fazla rahatsızlık vermiyor. Ama günlük hayatı etraflıca tanımlamak lazım. Günlük hayatta arka ses, uğultu, hafif müzik, kısık ses olursa sesleri ayırt etmekte zorluk çekiyorum. Alışveriş merkezleri ilk olarak bunu fark ettiğim mekânlar. İçeride sürekli bir uğultu olduğu için karşımdakinin konuşmalarını takip ederken zorlanıyorum dahası normalde fark edilmeyen arka sesler rahatsızlık veriyor. Bere, bone taktığım zaman eskisine nazaran çok daha az duyuyorum. Odamda ders çalışırken içerideki telefonumun sesini ayırt etmekte güçlük çekiyorum. Bunlar günlük hayatta karşılaştığım rahatsızlıklar. Daha sinir bozucu tarafı müzik dinlerken ortaya çıkıyor. Tam karşıdan gelen müziği dinlerken sağ ve sol kulağım farklı işitiyor, farklılık burkulmuş ayakla yürümek gibi. Farklılığa fiziksel bir benzetme, gözle yapılabilir. Tül perdenin arkasından baktığınızda cisimlerin şekillerini, renklerini, boyutlarını ayırt edebilirsiniz ancak ayrıntılar size görünmezdir, tamamen görselliğe dayanan bir şeye baktığınızda… Tül perdenin arkasından bakınca bir Picasso tablosuyla, Bedri Baykam tablosu arasında önemli bir fark var mı? Aynı durum müzik dinlerken de geçerli, ana temayı duymakta bir sıkıntı yok ancak seslerin armonikleri, müziğe fark katan, müzisyenin ustalığını fark ettiren detaylar yok oluyor. Hangi sesler diye denemeler yaptığımda, küçük ziller çok net bir örnek, sağ kulağıma doğru çınlattığımda uzayıp giden sesi net bir şekilde ayırt edebilirken sol kulağımda boğuk bir çarpma sesinin ötesini algılayamıyorum. Ders, seminer, kalabalık bir toplulukta konuşma takip etmek de bir hayli güç. Birden fazla insanın aynı anda konuşması takip etmeyi zorlaştırıyor ve sıkışmışlık hissi yaratarak öfkelenmeme ya da konuşmayı takip etmekten vazgeçmeme sebep oluyor. Kulaklıkla müzik dinleme veya telefonda konuşma da kulağımda rahatsızlık yaratıyor, rahatsızlık kulaklık kullanmaktan kaçınmama sebep oldu.

Duyamamak kötü mü?
Günlük konuşmaların ne kadarı duymaya değer? Duyamamanın ya da her konuşmayı seçememenin olumlu tarafları da var. Gün boyu bir sürü insan gerekli gereksiz konuşuyor. Gereksiz kısmına daha fazla ağırlık verdikleri kesin. Günler günleri kovalarken konuşmalar, konuşulan konular değişmiyor. Bir noktadan sonra duymak ya da duyamamak önemli bir fark yaratmıyor, yaratamıyor. Sorular cevaba gerek duymuyor cevaplar soruya. Çoğunlukla konuşmaların iki çeşidi var: içe konuşma, zaman doldurma. Başka bir yazının konusu olduğu için daha fazla ayrıntıya gerek yok. Kısaca sağır olmak kendini duymak… İçini duymak, iç sesini duymak, kendi kendine konuşmak değil, duyma mekanizmasına katkıda bulunan kafatası kemiklerinin iletimi kendi sesinize odaklanmayı artırıyor… Kendini duymanın içe dönme anlamını da göz ardı etmemek lazım…

Sağır Sultan bildirir, kulağınıza dikkat edin. Emin olmadığınız hiçbir şeyi yapmayın. Fiziksel riskler alırken yedek parça bulamayabileceğinizi unutmayın…

Bütün sesler sizin olsun!

derin 12, Kış 2010

Bu yazı Dalış, Genel, Yazma'lar kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>