1 Taksici 2 Kadın

2009 yılının güzide bir sonbahar günü. Taksiye binme niyetimin olduğu bir anda önümden geçen taksiye el ederek durmasını rica ettim. Durdu. Bindim. Nereye gittiğimi meraklı gözlerle soran taksiciye gitmek istediğim adresi belirttim, adresin onaylanmasıyla taksiye binme hakkına nail oldum. Taksi son zamanların her zaman taksilerinden. Bir adet Fiat Albea, sarı… İçeride dikkatimi çeken dikiz aynası taksimetresi, çok akıllıca buluş ve de ahşap görünümlü plastik direksiyon, ahşap iç kaplamaları hiçbir zaman anlamadım. Ahşap opsiyonlu alınca daha pahalı oluyor üstelik arabalar. Zevksizlik. Hem yakışmıyor hem de kalitesiz duruyor. Biner binmez beyefendi şoförün telefonu çalmaya başladı. Cep telefonu. Taksicilerin milenyum huylarından biri de telefonlarını direksiyonun boşluğuna sıkıştırmak. Çok seviyorlar nedense. Direksiyondan çıkartmaya uğraşırken bangır bangır çalmaya devam eden telefona küfürler savurarak girdi sahneye bizim beyaz, ütülü gömlekli 40′lı yaşlarındaki civan taksicimiz.

- Aloo, ne yine mi olmadı, hay topunu s.keyim bu adamların. Ne dedin sen adama? Bu sefer olsun demedin mi? Niye hala bekletiyorlarmış. G.tüne koyayım ben böyle işin. Her gün, her gün gidilmez ki. Ne zaman çağırdı bir daha. Yarın yine gideceğiz yani. Nasıl iş anlamadım. Şimdi ne yapıyorsunuz? Doktor Bey ne dedi bu duruma?

Doktor bey derken bir anda değişti sürücümün ses tonu. Madem bu kadar hürmet ediyorsun baştan ne küfür ediyorsun? Kime ediyorsun. Samimi taksici konuşmaları seans 15′e hazır hissetmediğimden kendimi, sessiz kalmayı tercih ettim. Ben içimden konuşmaya devam ederken, gömlekli şoförüm benimle konuşmayı tercih etti.

- Bizim oğlanın bacağı kırıldı geçenlerde.

-Geçmiş olsun, n’oldu?

- Önemli birşeyi yok, top oynarken dizi çıkmış.

- Alçıya mı aldılar?

- Alçılık değil, doktor habire yeni şeyler istiyor.

- Ciddi değildir inşallah.

- Yok, ne ciddi olacak dizi çıkmış. Benim de çıkardı. Aileden bir sorun ama ben dizimi takıp devam ederdim oynamaya (Bu cümle süper, gözümün önünde bir halı saha beliriyor, benim gömlekli taksici formalar içinde koşturuyor tam topa vuracakken lap dizi çıkıyor. Tek ayakta sekerek saha kenarına fırlıyor dizini takıyor. Eli havada top isteyerek sahaya dönüyor…)

- Oğlunuz takamadı mı dizini?

- Ben de oradaydım, yerleştirdim hemen yerine ama bir doktora gösterelim dedim. Hanım üç gündür götürüyor. (O kadar bağırması, doktorlara kızması, kılını bile kıpırdatmamış, hanım hallediyor nasıl olsa…)

- Hangi hastanede tedavi görüyor? (Sanki sağlık bakanıyım)

- Taksim ilkyardım, bir gün röntgen için bekle, sonra doktor gelsin, bir de eMaR istemiş, ertesi gün git MR için o da yetmedi bugün de tomografi istemiş. Var mı böyle birşey çocuğu taşıya taşıya bi hal olduk. (Taşıma kısmında fiziksel bir katkısı olmasa da kalbi onlarla tahminimce) Yarın bir daha çağırmışlar, ne zaman hallolacak ki? İste bir kere de hepsini, olsun bitsin ne bu böyle her gün her gün, sepet mi taşıyoruz.

- Haklısınız, çok zor. Bu konuşma bitmez ama yol yakın, gömlek beyaz. Tam bu sırada başka bir telefon sesi tıngırdamaya başladı gömleklimin taksisinde. Tanımadık bir zil, tanıdık bir alo.

- Aloo, ne o canın mı sıkıldı? Sen de sadece canın sıkılınca arıyorsun beni be güzelim. Canın sıkılmayınca aklına gelmiyor muyum?(yavşak cümle sonu uzatmaları) Hee, müşterim var şimdi. Neyse güzelim canım sıkkın biraz, kafam karışık sonra konuşalım. (Bir anda ciddi tonlamalar, cümle sonları keskin)

Bu konuşmanın ucu kesin bana dokunur. Neresinden dokunacak diye merakla beklerken.

- Hay senin de a.ına koyyim, ananın da. Sadece canı sıkılınca arıyormuş beni. Onun ne istediği belli. O konuşmanın nereye gideceği belli. Kesin birşeyler istiyor yine benden.

- (Şaşkın meraklı bakışlar, karısı olamaz değil mi, yok onunla az önce konuştu)

- Ama abi, haksız da sayılmaz, ufak tefek ihtiyaçlarını karşılıyorum arada. 20 yaşında parça, iyi de bir parça, güzel. Ben 42 yaşındayım, verdiğine şükrediyorum. VERDİĞİNE!

- (Artık eğlenme sırası bende) Abi niye öyle diyorsun, sen çok daha genç gözüküyorsun, sana bakmayacaklar da kime bakacaklar, hem yakışıklısın da.

- (Suratta sırıtkan bir ifade, yüz kasları hafif kasılı, konuşurken gülmemek için gözler kısılı) Ee, aslında haklısın, istesem, fena değilim. Fiziksel olarak da bir sorunum yok. (Bu ne demek? Bizim gömlekli de problem var…) Ama biliyor musun zaman yok. Bu karı hazır, kim uğraşacak yenisini bulmak için. 20 yaşında iyi de parça, e fazla birşey de istemiyor… Bak aradığına göre yine kaşıntısı tutmuş. Şimdi taksiyi bırakıp bir kaşırım…

- Oğlunuzun doktoru ne zamandı???

- 5 lira 60 kuruş.

27102009

Bu yazı Genel, Taksi, Yazma'lar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>