Adem – Oksijen – !f

Festival kapsamında 25 Şubat 2011’de AFM Fitaş 4. Salonda izlediğim film. Bu kadar koordinatlı, ayrıntılı bilgi vermeye ne gerek var? Bilgi vermemek, yanlış bilgi vermek, bilip bilmeden yazmaktansa bu şekilde olmasını tercih ederim. !f kitapçığında ve sitesindeki programda bu filme ilgili yazanlarla (http://2011.ifistanbul.com/tr/Movie/adem) izleyip görecekleriniz arasındaki on farkı bulunuz. Nasıl hazırlanmış bu tanıtım yazısı, kim yazmış? Görmediğim filmler için de benzer hatalar mevcut mu?
Yazıyı aynen siteden alıyorum ve kırmızıyla belirtiyorum. Üzerinden gidelim.
Oksijen asla yeterince zamanı olmamak ve hep bir şeyleri kaçırma korkusu üzerine nefes nefese bırakıcı, romantik ve komik bir film.
Filmin isminden yola çıkarak bir kompozisyon yazınız ödevine verilecek cevabın ilk paragrafından alınmış bir cümle. Yeterince zamanı olmamak ve birşeyleri kaçırma korkusu filmin kalın harflerle yazılacak konu başlığı mı? Yoksa bu film bize amansız hastalıkla çerçevelenmiş bir hayatın insanların farklı ruh halleriyler ne şekillerde değerlendirileceğini, harcanabileceğini göstermek mi istiyor. Aynı hastalıktan çeken farklı insanlar, anne, baba, herkes ne kadar farklı. Filmde amansız bir hastalığın amansız bir diğer öğeyle, kişilik, benzerliği gösterilmiyor mu?

Tom ve abisi Lucas, ciğerlerini yavaş yavaş eriten ve genetik bir hastalık olan sistik fibrosis ile mücadele etmektedirler. En iyi ihtimalle, yirmilerine geldiklerinde ciğer nakli ile bir on yıl daha kazanabilirler. Akıllı, uslu ve sakin Lucas’ın tersine, Tom kendisine biçilen kısa ömre isyancıdır, asidir ve serserilerle takılır.
Lucas’ın meziyetleri, Tom’un kabahatleri demek son derece kolay, ancak seyirci Tom’la özdeşleştiriyor kendisini ve Tom sevilen bir karakter. Filmde Tom’un zaman zaman aşırıya kaçan davranışları ayplanmıyor, davranışlarını bu noktaya getiren değişkenlere şahit ediliyor izleyici. Lucas, akıllı, uslu, vs. ama Tom’un hırçınlığının temel nedeni ağabeyi Lucas. Geleceğini yaşayan bir adam. Ölüme yaklaşmasına adım adım şahit oluyor. Lucas’ın önünde böyle bir örnek var mıydı?

Bir gün hastanedeyken Xavier ile tanışır. O da aynı hastalıktan muzdariptir ama buna rağmen profesyonel bir sporcu gibi takılmakta, muhtelif maceralarla gününü gün etmektedir. İyimserliği ve enerjisi bulaşıcıdır.

Hastanedeyken Xavier’le tanışmaz, Xavier gelir kendini hatırlatır.Filmin açılışında bu bilgi verilmektedir. Xavier ve Tom’un özel bir bağı vardır. Beklenmedik bir şekilde oluşmuş, umulmadık şekilde bitecek. Sporcu gibi takılmakta!!! Bu nasıl bir tabir bir festival filminin tanıtım yazısında! Xavier, hastalığına rağmen dalış ve diğer sporları yapmaktadır. Dalış, hastalığının ilerlemesinde önemli katkı sağlamıştır. İyimserliği yoktur Xavier’in. Korkar, geleceğini göremez. Sürekli sonu düşünür, ona gore tedbirli davranır. Moral vermekten ziyade soğukkanlılıkla yüzler hastalığın sonunu.

Tom ise hastanenin koridorlarında dolanmaya başlar; bu esnada rastladığı ve bir enfeksiyon nedeniyle aylardır karantinada tutulan Eline’in tuhaf cazibesine kapılır. İkisinin birbirine dokunması yasaktır, tek iletişim yöntemleri telefonla konuşmaktır. Buna rağmen aralarında bir aşk doğar.
Tom ise diye başlayan cümlenin öncekiyle bir bağlantısı yok. Tom, Xavier ve sevgilisi sayesinde zamanın geçtiğini fark eder. Bu durum ona moral vermez, yaşamadıklarına yönlendirir Tom’u. Bu noktada Tom, kötü yoldan çıkmayı aklından bile geçirmez. Koridorlarda gezinirken karantinada yaşıtı bir kıza rastlar ve ona yarenlik etmeye başlar. Aşk mı ihtiyaç mı?

Koşullar üzüntüyü kaçınılmaz kılsa da Oksijen asla melodrama kaymayan, başka telden çalan, romantik ve eğlenceli bir film.
Üzüntüyü kaçınılmaz kılmıyor koşullar! Bu cümle filmi izlemeyen biri ya da bir robot tarafından yazılmıştır. Bu filme eğlenceli denilemez. Film baştan sona tercih edilen renklerle, mekanlarla, müzikle, ağır ve hüzünlü bir havada geçer. Romantizm konusuna gelirsek Tom, Lucas ve Xavier’nin hastalıklarıyla olan ebedi beraberlikleri romantizm sayılacaksa son derece romantik bir film olduğunu Kabul ediyorum Oksijen’in.

Ölümle değil, genç olmakla ve hayatta yolunu bulmaya çalışmakla ilgili bir film. İçinde aşk var, sürat yapmak var, Hooverphonic grubunun solistinin bahşettiği nefis soundtrack var. Bol bol gençlik var. Nefes almak var.
Gençlik? Nefes almak? Film nefessizliğin filmi! Neredeyse tüm karakterlerin solunum problemi var ve bu problem boğulmanın iki anlamında da gösteriliyor izleyiciye.

Ne diyeceğimi bilemiyorum…
26022011

This entry was posted in Genel, Yazma'lar and tagged . Bookmark the permalink.

Comments are closed.